En İyi Sorular
Zaman Çizelgesi
Sohbet
Bakış Açıları
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması
2025'te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın tutuklanması Vikipedi'den, özgür ansiklopediden
Remove ads
19 Mart 2025'te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve birçok kişi toplu bir şekilde gözaltına alındı.[1][2][3] Ekrem İmamoğlu, suç örgütü kurmak ve yönetmek, irtikap, rüşvet almak, ihaleye fesat karıştırmak, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve terör örgütüyle iş birliği suçlamalarıyla gözaltına alındı ve terör örgütüne destek dışındaki diğer suçlamalar karşısında kaçma ve saklanma ihtimali yüksek bulunarak tutuklandı, terör suçlamasından ise salıverilmesine karar verildi.[4][5][6]
Aynı operasyon kapsamında, İmamoğlu'nun danışmanı Murat Ongun ve bazı ilçe belediye başkanları da dâhil olmak üzere toplamda 100'den fazla kişi gözaltına alındı. Bu gelişmeler, İmamoğlu'nun Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimi için olası cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. CHP liderleri, gözaltı kararlarını "darbe girişimi" olarak nitelendirerek kınadı ve İmamoğlu'na desteklerini ifade etti. 23 Mart tarihinde aralarında Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İmamoğlu'nun danışmanı Murat Ongun, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas'ın da olduğu yirmi kişi tutuklandı.[7] Yolsuzluk soruşturmasından İmamoğlu ile birlikte kırk sekiz kişi tutuklanırken terör soruşturmasından üç kişi tutuklandı, kırk bir kişi için adli kontrol kararı verildi.[5]
Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, İmamoğlu'nun gözaltına alınmasını şiddetle kınayarak, bu durumu halkın iradesine karşı bir adım olarak değerlendirdi. Gözaltıdan sonra Türkiye'de hükûmet karşıtı protestolar başladı.
CHP'nin, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimindeki cumhurbaşkanı parti adayını belirlemek üzere 23 Mart 2025'te düzenlediği cumhurbaşkanlığı ön seçimine İmamoğlu tek aday olarak katıldı ve 15,5 milyon oy alarak partinin cumhurbaşkanı adayı olmaya hak kazandı.[8][9]
Remove ads
Arka plan
Özetle
Bakış açısı
Olayların başlangıcı, İmamoğlu'nun 2019 senesinde İstanbul Belediye Başkanı olarak seçilmesinden sonra diploma tartışmasının açılmasına dayanır.[10] 15 Şubat 2020 tarihinde ilk kez CİMER'e, İmamoğlu'nun Girne Amerikan Üniversitesi'nden (GAÜ) İstanbul Üniversitesi'ne usulsüz geçiş yaptığı bir ihbar olarak geldi. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, iddiayı doğruladı ve İmamoğlu'nun üniversite tarafından ilan edilmiş yurt dışı yatay geçiş kontenjanına başvurduğunu ve başvurusunun ilgili maddelerce değerlendirilerek kabul edildiğini söyledi.[11] Fakat 2024 senesinde CİMER'e tekrardan bu konu hakkında bir ihbar geldi, iddianın YÖK'e taşınmasından sonra İmamoğlu'nun yatay geçiş yaptığı sene de olan 1990 senesinde, Yüksek Öğretim Kurulunun Girne Amerikan Üniversitesi'ni tanımadığı iddia edildi.[11]
Yaşanan olaylardan sonra İmamoğlu'nun avukatları, mezun senesinin 1994 tarihinde gerçekleştiğini, Üniversite Yönetim Kurulu, not ortalaması ve zamanında başvuru kriterini sağladığı gerekçesiyle İmamoğlu'nun İşletme Fakültesi İngilizce Bölümü'ne yatay geçişine onay verdiğini ve hazırlık ve 1. sınıfı tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi'nin ilanı üzerine 29 Ağustos'ta yatay geçiş başvurusu yaptığını söyledi.[11]
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, YÖK Denetleme Kurulu'nun 17 şubat tarihinde gerçekleştirdiği Araştırma Raporuna dayanarak,[11] 22 Şubat 2025'te soruşturma başlattı.[12] Denetleme Kurulu'nun raporuna göre, İmamoğlu yatay geçiş için şartları karşılıyordu ama 1990 senesinde Girne Amerikan Üniversitesi tanınmıyordu.[11][13] Soruşturma açıldıktan sonra İmamoğlu'nun avukatları, "tanınma hakkındaki mevzuat ilk kez 1996'da yürürlüğe girdi. Ancak o tarihte çıkarılan yönetmelikte 'tanınmayan üniversiteden yatay geçiş yapılmaz' denmiyor. Bu konudaki mevzuat 2010 yılında değişti ve tanınmayan üniversiteden yatay geçiş yapılamayacağı mevzuattaki yerini aldı." dedi.[11] İmamoğlu, 5 Mart 2025 tarihinde diploma hakkında ifade verdi.[14]
18 Mart 2025 tarihinde, İstanbul Üniversitesi yönetim kurulu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 28 kişinin diplomalarını "yokluk" ve "açık hata" gerekçeleriyle iptal ettiğini duyurdu. Bu kararın gerekçesi olarak, 1990 yılında üniversitenin İşletme Fakültesi İngilizce programına usulsüz yatay geçiş yapıldığı iddiaları gösterildi. İmamoğlu, bu kararın hukuksuz olduğunu belirterek, yetkinin sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu'nda olduğunu ve bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap vereceklerini ifade etti.
Remove ads
Gözaltına alınması
Özetle
Bakış açısı
Türk emniyet güçleri, 19 Mart 2025 sabahı İmamoğlu'nun İstanbul'daki evine geldi. Türkiye saatiyle sabah 7:00 sularında İmamoğlu, resmi Twitter hesabından "Büyük bir zulümle karşı karşıyayız ama yılmayacağım. Kendimi milletime emanet ediyorum" dediği bir video yayınladı ve kısa bir süre sonra, aralarında yardımcısı Murat Ongun, CHP'li iki İstanbul ilçe belediye başkanı (Mehmet Murat Çalık ile Resul Emrah Şahan), bazı gazeteciler ve iş dünyasından isimlerin de bulunduğu 100'den fazla kişiyle birlikte gözaltına alındı.[15]
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu'nu "suç örgütü lideri" olmakla suçladı ve belediye ihaleleriyle bağlantılı yolsuzluk, gasp, rüşvet ve kara para aklama iddialarında bulundu. Savcılar ayrıca İmamoğlu'nu 2024 yerel seçimlerinde taşeron bir Kürt organizasyonla ittifak kurarak PKK'ya yardım etmekle de suçladı. Hükûmet, bu "şehir mutabakatının" PKK'nın kentsel alanlardaki etkisini artırdığını iddia etti. İmamoğlu ve destekçileri suçlamaları reddetti ve Erdoğan'a karşı siyasi bir tehdit olarak kendisini ortadan kaldırmak için tasarlandığını iddia etti.
İstanbul'da dört günlük gösteri yasağı getirildi, ana yollar kapatıldı ve Twitter, YouTube ve Instagram gibi sosyal medya platformlarına erişim kısıtlandı, internet bant daraltması uygulandı. İmamoğlu, İstanbul'da Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü ve hakkındaki yasal işlemler devam edene kadar gözaltında tutuldu.
Remove ads
Ekonomik sonuçları
Özetle
Bakış açısı
Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınması, Türkiye ekonomisinde önemli dalgalanmalara yol açtı. Bu gelişme, piyasalar tarafından siyasi belirsizliğin artması olarak yorumlandı ve ekonomik göstergelerde olumsuz yansımalar gözlendi. Türk lirası, ABD doları karşısında %14,5'e varan bir değer kaybı yaşadı. BIST 100 endeksi, %8,72 değer kaybetti ve önceki gün kapanışı olan 10.802 puandan 9.860 puan seviyesine geriledi. Türkiye'nin 2045 vadeli dolar cinsinden devlet tahvili, 1,6 sent değer kaybederek 80,9 sent seviyesine düştü.[16]
Olaylardan sonra JPMorgan, Türkiye için yıl sonu için enflasyon tahminini %27,2'den %29,5'e yükseltti. Ayrıca Mart ayının enflasyon tahminini de %2,3'ten %3,2'ye çıkardı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nda aylık 250 baz puan indirim beklentisini de revize eden JPMorgan, TCMB'nin Nisan'dan itibaren faizi her toplantıda 150 baz puan indireceğini öngördü ve yıl sonu faiz tahminini %30'dan %35'e çıkardı. Ayrıca TCMB'nin yerleşikler arasında herhangi bir dolarizasyon sorununu çözmek için rezervlerini kullanmasının beklendiğini de vurguladı.[17]
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 20 Mart'ta düzenlediği olağanüstü toplantıda gecelik borç verme faizini %44'ten %46'ya yükseltti. 17 Nisan'daki olağan toplantıda bir yıldan uzun zaman sonra politika faizini ilk kez artırarak %42,5'ten %46'ya, gecelik borç verme faizini ise %46'dan %49'a çıkardı.[18]
Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ''Piyasaların sağlıklı işleyişi için gereken her şey yapılıyor. Uygulamakta olduğumuz ekonomi programı kararlılıkla devam ediyor.'' dedi.[19] 21 Mart'ta Reuters'in açıklamasına göre, TCMB'nin net döviz rezervi, piyasaya gerçekleştirilen satışlarla birlikte 11,2 milyar dolar azaldı.[20] 21 Mart itibarıyla BIST 100'deki düşüş devam etti ve günü %7,81 düşüşle tamamladı.
Sonrası
Özetle
Bakış açısı

Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması Türkiye'de büyük yankı uyandırarak çoğu şehirde eylem ve protestolara sebep oldu. Ankara'da ODTÜ'lü binlerce öğrenci Kızılay'a yürümek isterken polis barikatı ile karşılaştı ve polisin müdahalesi gerçekleşti.[21] Yine Ankara'da CHP Güvenpark'ta eylem yapmak için halkı oraya çağırdı.[22] İstanbul, Saraçhane'de İmamoğlu'nun gözaltına alındığı gün ve ondan sonraki günler kalabalık halk orada toplandı, CHP Genel Başkanı Özel ve Mansur Yavaş dahil önemli muhalif isimler kalabalığa açıklamalarda bulundu.[23] Özgür Özel, 23 Martta yapılacak CHP ön seçimlerinde destek için halkı sokağa da davet etti. Galatasaray Üniversitesi'nde öğrenciler ders bırakma eylemi yaptı.[24] İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere Türkiye'nin çoğu şehrinde protesto gösterileri düzenlendi. Çoğu üniversitede öğrenciler tarafından protesto gösterileri düzenlenirken, polis ve güvenlik görevlileri ise tazyikli su, biber gazı ve plastik mermi kullandı ve orantısız şiddet gösterdi. Valilikler tarafından, İstanbul ve diğer büyükşehirlerde, anayasaya aykırı bir şekilde, dört gün süreyle tüm toplantı ve gösteriler yasaklandı.
Olayların ardından 23 Mart 2025'te CHP'nin bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimindeki cumhurbaşkanı parti adayını belirlemek için düzenlediği cumhurbaşkanlığı ön seçimine İmamoğlu tek aday olarak katıldı ve ön seçimi kazandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarına göre İmamoğlu 14 milyon 850 binden fazla oy aldı.[8][9] İmamoğlu ve Murat Çalık'ın görevlerinden uzaklaştırılmaları nedeniyle İBB başkan vekilliği ve Beylikdüzü belediye başkan vekilliği seçimleri için İBB meclisinin ve Beylikdüzü belediye meclisinin 26 Mart günü toplanmasına karar verildi.[25]
Yerel tepkiler
- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İmamoğlu'nun gözaltına alınmasını "darbe" olarak nitelendirdi ve İmamoğlu için "Bir sonraki cumhurbaşkanımız" sözlerini kullandı.[26]
- Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "seçilmiş bir belediye başkanına yönelik bu girişimler asla ama asla kabul edilemez." derken,[26] İmamoğlu'nun diplomasını askıya alındığı zaman da "adaylığımı askıya alıyorum" demişti.[27]
- Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Biz hukuk devletine işaret ettikçe, ülkemiz bir kabile devletine dönüştü. Özgür bir ülke inşa edelim dedikçe, ülkemiz gözaltılarla anılan bir yer haline geldi. Milletimiz, 28 Şubat’taki hukuksuz uygulamalar bir daha yaşanmasın diye bu iktidara oy verdi. Ancak bugün, telafisi çok zor hatalarla karşı karşıyayız. Böylesi bir tablo ancak bir kabile devletinde görülebilir." dedi.[28]
- Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Devletin en yüce makamı olan Cumhurbaşkanlığı makamına gelebilmek için diploma savaşlarının yapılıyor olması Türkiye için en büyük ayıp, en büyük rezalet ve skandaldır" dedi.[26]
- İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yaşanan olaya karşı çıkarak muhalefetin seçimleri boykot etmesi gerektiğini söyleyerek yaşanan olayları "sivil darbe" olarak nitelendirdi.[29]
- Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, ''Türkiye'nin ayarlarıyla oynamanın, devletin temeli olan adaleti sarsmanın, ekonominin ihtiyacı olan güven ve istikrar arayışına darbe vurmanın kimseye bir faydası yoktur'' dedi.[30]
- Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, ''Biz Zafer Partisi olarak bu hukuksuzluğa karşı çıkıyor ve Türk Devletini Türk Milleti'ne geri vereceğimiz sözünü tekrarlıyoruz. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!'' dedi.[31]
- Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, "Bugün yapılan operasyonlar hukuk devleti değil guguk devleti operasyonlarıdır" dedi.[32]
- DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ''Bu sabah yaşadığımız, seçilmiş bir iktidar eliyle yapılan âdeta bir darbe teşebbüsüdür. Bu, Türkiye'de demokrasiyi anlamsızlaştırmanın teşebbüsüdür, sandığın kutsallığını sona erdiren bir teşebbüstür.'' dedi.[33]
- Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, hukuki güvenlik ihlallerine dikkat çekti ve ''gözaltılar adil yargılanma hakkını ihlal ediyor'' dedi. Ayrıca İmamoğlu'nun diplomasının iptaliyle ilgili olarak ''bir idari işlemle 30 yıllık bir diplomanın iptali bu ülkenin artık bir hukuk devleti olmadığının açık ilanıdır." dedi.[34]
- Akademisyen Soner Çağaptay, "Erdoğan 1990 yıllarında İstanbul belediye başkanı olduğu vakit seçmenleri ülke başkanı olacağına ikna edebildiği gibi İmamoğlu da aynı şekilde kendi imajını oluşturabildi. Bu Erdoğan için büyük tehlike olduğundan baltayı kökünden vurmayı tercih etti." açıklamalarında bulundu.[35]
Uluslararası tepkiler
- Avrupa Konseyi, İmamoğlu'nun gözaltına alınmasını "halkın iradesine karşı bir hareket" olarak nitelendirerek şiddetle kınadı. Konsey, bu konuyu 24 Mart'ta yapılacak Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi toplantısında ele alacağını açıkladı.[36]
- Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, İmamoğlu'nun ve 100 kişinin daha gözaltına alınmasının yanı sıra dört günlük gösteri yasağı uygulanmasının endişe verici olduğunu belirterek, süreci yakından izlediklerini ifade etti.[37]
- İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Türkiye Direktörü Emma Sinclair-Webb, gözaltıları kınayarak, bunların muhaliflerin faaliyetlerini engellemek için "siyasi gerekçelerle yürütülen soruşturma silsilesinin" bir parçası olduğunu söyledi.[36]
- Azerbaycan Halk Cephesi Partisi Başkanı Ali Kerimli gözaltına alınmanın "bölge için kötü haber" olduğunu ve "sürecin Türkiye'nin kalkınma fırsatlarını engelleyebileceğini ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımı için tarihi bir dönemde olduğunu ve bu süreçte muhalefetten bir liderin gözaltına alınmasının ülkeye zarar vereceğini" belirtti.[38]
- Almanya, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye'ye Eurofighter Typhoon savaş uçaklarının satışını veto etti. Alman hükûmeti, bu durumu "Türk demokrasisine saldırı" olarak nitelendirdi ve silah satışını siyasi ve ahlaki gerekçelerle durdurdu. Almanya'nın bu kararı, Eurofighter satışını engelleyen kilit faktörlerden biri oldu.[39]
- Avrupa Parlamentosu, Türkiye'deki demokratik gerileme, yargı bağımsızlığının zayıflaması ve temel haklara saygı eksikliği nedeniyle Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecinin süresiz olarak dondurulması yönünde bir karar aldı. Parlamento, Türkiye'nin stratejik öneminin bu temel eksiklikleri telafi edemeyeceğini ve üyelik sürecinin ancak demokratik reformların hayata geçirilmesiyle yeniden canlandırılabileceğini belirtti.[40]
Remove ads
Ayrıca bakınız
Kaynakça
Wikiwand - on
Seamless Wikipedia browsing. On steroids.
Remove ads