En İyi Sorular
Zaman Çizelgesi
Sohbet
Bakış Açıları
Fransa Muharebesi
1940'ta Alman ordularının Fransa'yı istilasıyla sonuçlanan askeri harekat Vikipedi'den, özgür ansiklopediden
Remove ads
Fransa Savaşı (Kod adları: Beneluks ve Kuzey Fransa'ya saldırı: Fall Gelb, Tüm Fransa'ya saldırı: Fall Rot), II. Dünya Savaşı sırasında Alman ordusunun Fransa'yı istilası ile sonuçlanan askerî harekattır. Fransa Seferi, Alman ordusunun Belçika topraklarına saldırısı 10 Mayıs 1940 tarihinde başlamış, daha önce Polonya seferlerinde kullanılan yıldırım savaşı taktiği ile çok kısa bir sürede, 22 Haziran 1940 tarihinde Fransa – Almanya arasında imzalanan ateşkes sözleşmesiyle Almanya'nın kesin zaferiyle sonuçlanmıştır.
![]() | Bu maddedeki üslubun, ansiklopedik bir yazıdan beklenen resmî ve ciddi üsluba uygun olmadığı düşünülmektedir. |
Remove ads
Almanya'nın Savaş Planı
Özetle
Bakış açısı

I. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın Fransa'yı istila planı, Maginot Hattı'nın kuzeyini dolaşarak Belçika ve Hollanda topraklarından geniş bir yay çizip Fransa topraklarında ilerlemeyi öngören Schlieffen Planı'dır.
1891'de Genelkurmay Başkanı olan Prusyalı general Kont Alfred von Schlieffen, I. Dünya Savaşı'nın Alman stratejistlerinin başında gelmekteydi.
Schlieffen Planı'na göre Fransa topraklarında ilerleyen asıl saldırı güçleri, Manş Denizi boyunca hızla güneye ilerlemeli ve böylece Fransızların ana güçleri, geniş bir kıskaç içine alınmalıydı. Diğer bir anlatımla, Fransa'nın istilasına ayrılan Alman kuvvetlerinin bir bölümü, Fransız mevzilerinin karşısında, Maginot Hattı önünde pozisyon alacak, sabit çeneyi, deyim yerindeyse örsü oluşturacaktır. İkinci bölüm, çenenin hareketli parçası, çekiç işlevini üstlenecek, Hollanda ve Belçika üzerinden ilerleyerek Fransız birliklerini batıdan çevirecektir. Ancak Hitler herkes tarafından bilinen bu planı uygulamanın bir baskın niteliği taşımayacağını düşünecek kadar iyi bir stratejisttir. Zaten Alman istihbaratı da, Fransız ordularının önemli bir bölümünün ve Britanya Sefer Kuvveti'nin, Fransa'nın kuzey topraklarında, Maginot Hattı'nın bittiği nokta ile Manş denizi arasında yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Bundan anlaşılacak olan şudur ki, Müttefikler, Schlieffen Planı'na dayanan bir saldırıyı beklemekte ve savunma düzenlerini buna göre kurmuşlardı.
Maginot Hattı, Fransa-Lüksemburg sınırında keskin bir dönüş yapmakta, Lüksemburg sınırı boyunca devam etmekte ve Lüksemburg, Belçika ve Fransa sınırlarının birleşim noktasında sona ermektedir. Hemen üstünde, Belçika sınırları içinde engebeli ve ormanlık bir arazi olan Arden Ormanları yer alır. Bu bölge, askeri çevrelerde piyade birliklerinin ilerlemesi için dahi uygun olmayan bir arazi olarak kabul edilmiştir, dolayısıyla kimse buradan bir saldırı beklememektedir.
Daha sonraları “Sedan Planı” kod adını alacak olan plan, General Erich von Manstein tarafından oluşturulup ortaya atıldı. Von Manstein, Güney Belçika ve Lüksemburg'dan Ardenler'den geçilerek batıya, Sedan yönüne zırhlı birliklerle saldırarak, -Maginot Hattı'nın sıyrılarak- geçilmesini ve Müttefik güçlerinin ikiye ayrılmasını içeren bir savaş planı hakkında General Heinz Guderian'ın görüşünü öğrenmek ister. Guderian anılarında bu görüşmeden söz eder ve Von Manstein'e yeterince güçlü bir zırhlı harekâtla bunun başarılabileceğine inandığını belirtir. Manstein bu planı General Gerd von Rundstedt'in olumlu görüşü ile 4 Aralık 1939 günü Kara Kuvvetleri Yüksek Komutanlığı'na sunar.
7 Şubat 1940'ta haritalar üzerinde yapılan bir harp oyununda Guderian, aynen Manstein Planı'na uyan bir harekât önerir: Maas Nehri'ni Sedan bölgesinde zırhlı birliklerle geçmek, fakat nehir geçişinde bir köprübaşı oluşturunca piyadeyi beklemeyerek geniş ve derin bir kama hâlinde düşman mevzilerine dalmak. General Halder karşı çıkar ama Guderian önerisinin değerini şiddetle savunur. Bölge hakkındaki detaylı istihbarat raporları da Guderian'ın görüşünü destekler tarzda olunca, öneri ister istemez dikkate alınır.
14 Şubat 1940'ta yapılan diğer bir savaş oyununun ardından yoğun tartışmalar yaşanır ve Guderian görüşlerini kabul ettirmekle kalmaz, Arden Ormanları'ndan yapılacak bir zırhlı birlik harekâtı için görevlendirilmesini de sağlar. Guderian, Sedan Planında 1., 2. ve 10. Zırhlı Tümenlerden, bir piyade alayından ve bir havan taburundan oluşan kolorduya komuta edecektir. Fakat hâlen bu plana Guderian, Von Manstein ve Hitler'den başka başarı şansı veren yoktur. Ancak bir uçak kazası sonucu Schlieffen Planı'nın dökümleri müttefiklerin eline geçmesi yüzünden Schlieffen Planı'nı artık uygulamaya olanak da yoktur. Müttefikler de zaten Schlieffen Planı'na hazırlıklıdırlar.
17 Kasım 1939'da Paris'te toplanan Müttefik Yüksek Savaş Kurulu, Belçika üzerinden bir Alman saldırısına karşı bir planı kabul etmişlerdi. D Planı olarak kayıtlara geçen bu plana göre, iki Fransız ordusu ile İngiliz Yurt Dışı Sefer Kuvveti, kuzeye hareket ederek Belçika'daki ana savunma hattını tutacaktır. Bu durum, Belçika'ya bir saldırı başladığında, Fransa'nın kuzeyindeki kuvvetler hızla daha kuzeye kayacağı ve o bölgenin boşalacağı anlamına gelmektedir ki bu bölge tam da Sedan Planı'yla vurulacak bölgedir.
Her ne kadar son derece dikkatle hazırlanmış olsa da, söz konusu plan tamamen risksiz değildi. Schlieffen Planı’na göre bir saldırıyla karşı karşıya olmadıklarını kısa sürede fark eden Fransız ve İngiliz kuvvetleri, Alman ordusunun sağ kanadına saldırarak bu kuvvetlerin geriyle olan bağlantılarını kesme potansiyeline sahipti. Bu durumu önlemek amacıyla söz konusu müttefik kuvvetlerin bulundukları bölgelerde tutulmaları gerekmekteydi. Bu nedenle, daha önce terk edilmiş olan Schlieffen Planı yeniden gündeme getirilmiş ve genel strateji, “Schlieffen Planı uyarınca saldırmak, bu saldırının gölgesinde Sedan Planı’nı uygulamak” biçiminde şekillenmiştir. Gerçekte, eş zamanlı olarak iki ayrı savaş planı uygulamaya konulmuştur. Almanların 1940 Fransa Seferi için hazırladığı stratejik düzenleme, savaşın seyrini belirlemiş ve askeri tarihçiler tarafından dikkatle incelenmiştir. Plan kapsamında Alman kuvvetlerinin bir bölümü Belçika'ya yönelerek Müttefik kuvvetlerinin dikkatini bu hatta çekmiş, ana kuvvetler ise Arden Ormanları üzerinden Fransa'ya ilerlemiştir. Bu askeri harekât, Müttefik birliklerinin ayrılmasına ve Alman ordusunun hızlı ilerlemesine olanak sağlamıştır.
Alman ordusunun karşı karşıya olduğu Müttefik kara kuvvetleri, personel sayısı bakımından yaklaşık 1,5 kat fazladır. Her ne kadar her iki tarafın zırhlı araç sayıları birbirine yakın olsa da, Fransız tankları teknik özellikler bakımından üstün kabul edilmiştir. Bununla birlikte, Fransız tanklarında kullanılan telsiz sistemleri yalnızca tek yönlü iletişime olanak tanımaktadır; yani tank mürettebatı sadece komutanlardan gelen emirleri alabilmekte, ancak durum bilgisi aktaramamaktadır. Buna karşılık, tankların savaş alanındaki önemini daha erken kavrayan Alman ordusunun zırhlı birliklerinde çift yönlü telsiz sistemleri mevcuttur. Bu sayede Alman komutanlar, tankları diğer birliklerden bağımsız biçimde sevk ve idare etme yeteneğine sahip olmuştur. Fransız ordusunun tank muharebesine ilişkin bu teknolojik ve doktrinel eksiklikleri, kendileri açısından ciddi sonuçlar doğurmuştur. Alman ordusunun belirgin üstünlük sağladığı diğer alan ise hava kuvvetleridir.
Bu şekliyle Sedan Planı, 24 Şubat 1940'ta resmen kabul edildi. Sedan Planı'na göre sağ kanattaki B Ordu Grubu, Mareşal Fedor von Bock'un komutasında, 4. zırhlı tümen ve 30. piyade tümeninden oluşurken, sol kanat ise mareşal Rundstedt komutasında A Ordular Grubudur. Bu grup 40. piyade tümeninden ve üç panzer kolordusunda 7. zırhlı tümenden oluşmaktaydı. Bu kanattaki asıl vurucu güç, General Paul Ludwig Ewald von Kleist'in ordusunda toplanmıştı ki Ardenler'den taarruz edecek olan bu panzer kolordularıdır. Guderian'ın 19. Panzer Kolordusu da Von Kleist'in emrindedir.
Remove ads
Sedan'dan Manş'a
Özetle
Bakış açısı






10 Mayıs 1940 sabahı Alman hava indirme birlikleri Lahey ve Rotterdam'daki ulaşım tesislerine bir baskın düzenledi. Aynı anda Alman birlikleri de Hollanda sınırını geçtiler. İki noktadan gelen bu şok darbe, Luftwaffe'nin yoğun saldırılarıyla da pekiştiriliyordu.
1940 Fransa Seferi sırasında, Almanya’nın Hollanda’ya yönelik hava indirme harekâtı dikkat çekici bir psikolojik ve taktik başarı olarak değerlendirilmektedir. O gün Hollanda semalarından toplam yaklaşık 4.000 gerçek Alman paraşütçüsünün yanı sıra, yanıltma amacıyla kullanılan çok sayıda paraşüt maketi de bırakılmıştır. Söz konusu maketlerin kullanımı, düşman birliklerinin gerçek paraşütçü yoğunluğunu abartarak yanlış değerlendirmeler yapmasını hedeflemiştir. Böylece, hava harekâtının etkinliği artırılmıştır. Gerçek paraşütçüler ise yalnızca yaklaşık 180 kayıp vererek, harekâtın temel hedeflerinden biri olan stratejik köprülerin kontrolünü ele geçirmeyi başarmıştır.
Alman paraşüt birliklerinin temel hedeflerinden biri olan bu köprüler, son anda Alman kuvvetleri tarafından sağlıklı biçimde ele geçirilmiştir. Tarihsel kaynaklara göre, bu köprülerden birinin tahrip edilmesine yönelik başlatılmış olan patlayıcı fitili, paraşütçülerin inişinden hemen sonra müdahale edilerek etkisiz hâle getirilmiştir. Bahsi geçen müdahale, kısa süre içinde gerçekleşmiş olmasına rağmen Fransa Seferi'nin genel seyrini önemli ölçüde etkilemiştir. Eğer Belçika kuvvetleri bu köprüleri planlandığı şekilde imha etmeyi başarabilmiş olsaydı, Alman zırhlı birliklerinin Belçika üzerinden ilerleyişi birkaç gün gecikebilirdi. Bu tür bir gecikmenin, Almanların genel harekât planı üzerinde kayda değer etkileri olması mümkündü.
Dört bin Alman paraşütçü, nakliye uçaklarıyla sevk edilen 12 bin mevcutlu bir hafif piyade tümeniyle desteklenmişti. Yine de Almanlar bu köprüleri elde tutabilmek için epeyce terlemek zorunda kalacaklardır. Hollandalıların sert saldırılarına dayanmışlar, iki gün sonra ulaşan general Georg von Küchler komutasındaki 18. ordunun bu köprülerden akmasına olanak sağlamışlardır.
Köprüleri kontrol altına alan panzer birlikleri hızla Belçika savunmasına yüklendi. Öyle ki harekâtın ikinci günü Belçika kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldılar. Tam da İngiliz ve Fransız birliklerinin yardım için Belçika ovalarına ulaştıkları anda.
Müttefik kuvvetlerinin ilk tepkisi kuzeye, Belçika ve Hollanda topraklarına doğru ilerlemek olmuştu. Burada, bu tampon bölgede Alman ilerlemesi durdurulmalıydı. İlk iki gün Luftwaffe, müttefik kuvvetlere kayda değer bir akın düzenlemez. Sedan Planı gereği olarak rahatça ve olabildiğince hızlı ilerlemelerine izin verir. 12 Mayıs günü ise hava akınları başlar.
12 Mayıs'ta Guderian'ın zırhlı birlikleri Sedan kentini ve kalesini ele geçirirler. Maas Nehri'nin doğu kıyılarına dayanmışlardır. O sırada Müttefikler savaşın gidişatından memnundurlar. Fransız ordusunun büyük bir bölümü, 1., 7. ve 9. ordular ile İngiliz Yurt Dışı Sefer Kuvveti, Belçikalıların cephe hattının güney ucundan Sedan'a kadar olan hattı tutmuşlardır.
Aynı gün Guderian, Maas Nehri'ni, piyade tümenlerini beklemeden, panzerleriyle geçmeyi önerir. General Kleist de buna onay verir. Piyade birlikleri olmadan zırhlı birliklerle girişilecek böyle bir harekâtın, yoğun hava desteğine ihtiyacı olacaktır.
13 Mayıs 1940'ta Alman öncü birliklerine bağlı piyadeler şişme botlarla Maas Nehri'ni geçmeye başladığında, o ana kadar sakin olan göklerden ateş yağmaya başlar. Luftwaffe'nin bin kadar taktik bombardıman uçağı bu bölgede de Fransız mevzilerini, özellikle topçu bataryalarını yoğun biçimde bombalamaya başlar. Alman tanksavar ve uçaksavar silahları da, Maas Nehri'nin karşı kıyısındaki Fransız beton koruganlarını ve silah yuvalarını hedef alırlar. Neredeyse 70 km'lik bir cepheyi dört Fransız tümeni tutmaktadır. Bunlar, yaşı ileri askerlerden oluşan ihtiyat tümenleridir ve hemen hemen hiç tanksavar ve uçaksavar silahları yoktur. Daha önce de belirtildiği gibi kimse bu bölgeden bir saldırı beklememektedir.
Akşama doğru Guderian'ın öncü birlikleri Maas Nehri'nde bir geçiş yeri elde ederler. Gün bitmeden Rommel'in 7. Zırhlı Tümeni de 70 km. batıda, Dinant'ta bir geçiş elde eder.
Aynı gece Alman istihkâmcılar, zırhlı ve motorize araçların geçebilmesi için Maas Nehri üzerinde köprüler inşa etmektedirler. Ertesi sabah Guderian'ın zırhlı birlikleri karşı kıyıya geçmeye başlayacaktır.
14 Mayıs 1940, Fransa Seferi'nde bir dönüm noktasıdır. Kuzeyde, Hollanda teslim olur. Hükûmet üyeleri ve kraliçe, İngiltere'ye çekilirlerken, Ardenler'de de Guderian'ın 19. Zırhlı Kolordusuna bağlı iki zırhlı tümen Sedan'da Maas Nehri'ni öğleden sonra geçerek kuzey Fransa'nın düzlüklerine çıkmışlardır. Zamanla yapılan bir yarıştır bu, Fransızlar, “yumuşak karına” yönelen bu kamayı fark edip yedekleri bölgeye sürmeden önce panzerlerin nehri geçip bir köprü başı tesis etmeleri gerekmektedir.
Bu arada Erwin Rommel'in 7. Panzer Tümeni, kısa bir süre için kayıplara karışır. Ne Rommel'le ne de kurmay heyetiyle temas kurulamaz. Koskoca bir panzer tümeni, kuşatılıp imha mı edilmiştir, yardım istemeye bile zaman bulamadan. Gerçek neden sonra anlaşılır, Rommel öylesine hızlı manevralar yaparak ilerlemiştir ki, telsiz menzilinin dışına çıkmıştır. Bu olay sonucunda Rommel'in 7. Panzer Tümeni'nin adı "Hayalet Tümen" olur. Erwin Rommel, Fransa Seferi'nin ikinci aşamasında Güney Fransa yönünde zikzak hareketler uygulayarak ilerlemiş ve bu süreçte komutasındaki tümen bir süre boyunca muharebe alanından ayrılmış gibi görünmüştür. Rommel’in bu harekâtında, T35 model Alman tanklarının yanı sıra, 1939 yılında Çekoslovakya'nın Almanya tarafından ilhakı sonrasında envantere katılan Çekoslovak yapımı T38 tankları da kullanılmıştır.[1]
17 Mayıs 1940 sabahının erken saatlerinde, Kara Kuvvetleri Yüksek Komutanlığı'nın –dolayısıyla Hitler'in-, ileri harekâtın durdurulması yönündeki emri ile ordu komutanı Kleist çıkagelir. Emirlere uymadığı gerekçesiyle –ileri harekâtını başına buyruk sürdürmektedir- sıkı bir azar yiyen general Guderian, görevden alınmasını ister. Önce bu öneriye şaşıran Kleist, hemen kendini toparlayıp kabul eder. Neyse ki aynı gün A Ordular Grubu komutanı mareşal Rundstedt de devreye girer. Guderian görevde kalmıştır, üstüne üstlük bir cebr-i keşif emri almıştır. Guderian bu emri biraz esnek yorumlar ve üst komutanlık da sessiz kalır bu yorumlayışa. Böylece harekâtın tüm sorumluluğu Guderian'ın üzerine yıkılmış olmaktadır. Eğer başarısız olursa, ondan başka kimse sorumlu tutulamayacaktır. Guderian'ın buna bir itirazı olmaz. Zırhlı savaşı kuramına ve kendine, sarsılmaz bir güveni vardır.
Fransız cephesinde tam bir bozgun yaşanmaktadır. Ardı arkası kesilmeyen hava saldırıları öncelikle topçu bataryalarını hedef alırken, saatte 50 km. hızla ilerleyen çok sayıdaki panzerin karşısında direnmek olanaksızdır. Böylece canını kurtarmak için panik hâlinde kaçışan askerler, aynı durumdaki sivillerle birlikte ulaşım hatlarını tıkarlar. Sivil halkın büyük bir kısmı kendi korkuları dolayısıyla kaçmaktadırlar ama, birkaç kentin halkı da, Fransız radyolarıyla aynı frekansta yayın yapan Alman radyolarından Fransızca olarak verilen “kenti boşaltın” alarmının kurbanıdırlar.
Alman ordusu, 21 Mayıs 1940'ta kuzeye dönerek torbanın içindeki müttefik birliklerinin deniz bağlantısını kesmeye çalışır. Boulogne ve Pas-de-Calais birbiri ardına düşer. Guderian, elindeki 3. Zırhlı Tümenini doğrudan Dunkerque'e sürmeyi planlamıştır ama bu tümen aynı gün elinden alınmıştır.

22 Mayıs 1940'ta Guderian'ın öncü birlikleri Manş kıyısındaki son liman olan Dunkerque'e 16 km. kadar yaklaşmış durumdadır. Dunkerque Almanların eline geçtiğinde İngiliz Yurt Dışı Sefer Kuvveti'nin deniz bağlantısı kesilecek, ikmalsiz, takviyesiz olarak Alman panzerleri tarafından kuşatılmış olacaklardır.
Guderian'ın 19. Zırhlı Kolordusu, gerçekten de bir kama gibi Fransa topraklarına dalmış, Müttefik güçlerini ikiye ayırmıştır. Kuzeydeki birlikler bir yandan general Von Bock'un orduları tarafından cepheden sıkıştırılmış, diğer yandan da güneyden çevrilmişlerdir. Tam anlamıyla kuşatılmış durumdadırlar.
Bütün bunlar, 12 gün gibi inanılmaz derecede kısa bir sürede olup bitmiştir. Ne var ki Alman Üst Komutanlığı'nın işi değildir bu. Sedan Planı uygulamaya konulmuş, ama daha Mouse'u geçiş anında orijinal planın uygulanmasından vazgeçilmiştir. Sedan Planı, zırhlı birliklerin hızla Manş Kanalına ilerlemesine dayanıyordu. Oysa 15 Mayıs 1940'ta general Von Kleist, Guderian'ın 19. Kolordusu'nu durdurmaya kalkacaktır. 17 Mayıs'ta da bu kez Hitler'in dur emri gelir. Hemen ardından da Guderian'ı biraz serbest bırakıp, onun cüretkarlıklarına göz yumarlar. Fransa Seferi'nin özellikle ilk aşamasında, Alman ordusunun elde ettiği askeri başarıda Heinz Guderian’ın tank birliklerindeki yenilikçi taktikleri ve komuta rolü önemli bir yer tutar. Bununla birlikte, savaş planının oluşturulması ve uygulanması, Adolf Hitler başta olmak üzere Alman Yüksek Komutanlığı'nın kolektif katkısı sonucu gerçekleşmiştir. Tarihçiler, bu başarının çok faktörlü olduğunu ve Guderian’ın liderliğinin yanı sıra organizasyon, eğitim, lojistik ve düşmanın zayıflıklarının da etkili olduğunu belirtmektedir.
Bu noktaya gelindiğinde Müttefikler açısından durumun en vahim yanı da, Dunkerque de Almanların eline geçecek olursa, denizden tahliye olanaklarını da yitirecek olmalarıdır. İki ateş arasında kaçınılmaz olarak imha edileceklerdir. Ancak bir mucize onları kurtarabilir. O mucize de gerçekleşiverir.
22 Mayıs 1940'ta, tam da Guderian'ın önünde Dunkerque'e 16 km kalmışken, Hitler'in emriyle Guderian olduğu yerde çakılır kalır. Luftwaffe'nin komutanı Hermann Göring, Luftwaffe'nin zaferdeki payını artırmak ve prestij kazanmak için Dunkerque'e sıkışan İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin sadece hava akınlarıyla imha edilebileceğine Hitler'i ikna etmiştir. Hitler'in Göring'e bu güvenişi ve kuvvetlerini çakılı durumda tutması kendisinin bu savaş sonrası İngiltere savaşını kaybetmesindeki temel nedenlerden biri olacaktır. Zira buradan kaçıp kurtulan Fransız ve İngiliz kuvvetleri derhal silahlanıp Almanlar için savaşın ileriki aşamalarında büyük tehlikeler yaratmışlardır. Dunkerque'te bu birlikler imha edilse veya esir alınsa İngiltere Alman saldırılarına rahatlıkla açık bir konuma gelecek ve kıyılarını savunacak askeri bir birlik kalmayacaktı.
Her şey bir yana o tarihte hiç kimse, Müttefiklerin Dunkerque'den tahliyesinin kısa sürede sağlanabileceğini düşünmüyordu. Ama İngilizler denizden tahliyeyi umulmadık derecede kısa bir süre içinde tamamlayacaklardır.
Kuzeyde kuşatılan Müttefik kuvvetleri için ilk yapılacak şey, Dunkerque limanını mutlaka elde tutmaktır. Eğer Fransa topraklarında kalınacaksa Dunkerque, ikmal ve takviye için tek şanslarıdır. Eğer kalınmayacaksa, denizden tahliyenin yapılabileceği tek liman. O halde hiç zaman kaybedilmeden öncelikle Dunkerque'e çekilinmelidir ve öyle yaparlar. Kısa bir durum değerlendirmesinin ardından, Dunkerque'de direnme olanağı olmadığına karar verilecek ve denizden tahliye edilecektir. 25 Mayıs 1940 akşamı general Gort, birliklerine Dunkerque'e çekilme emri verecektir.
Hitler'in, Heinz Guderian'ın ilerleyişini durdurma emrinin ardından, İngiltere'den çok sayıda deniz aracı Dunkirk bölgesine doğru yola çıktı. Bu filoda, küçük motor botlarından yatlara, balıkçı teknelerinden çeşitli tonajlardaki sivil ve askeri gemilere kadar geniş bir yelpazede yaklaşık 900 civarında tekne yer almaktaydı. İngiliz halkının da katılımıyla, sahip oldukları teknelerle mümkün olan en fazla sayıda asker tahliye edilmeye çalışıldı. İngiliz birlikleri tahliye edilirken, 1. ve 7. Fransız orduları umutsuzca savaşmaya devam ederler.
27 Mayıs 1940 günü, Belçika cephesi general Bock'un saldırısı altında çöker ve Belçika hükûmeti ateşkes istemek zorunda kalır. Böylece müttefiklerin bir kanadı çökmüştür. Müttefiklerin, bu boşluğu dolduracak yedekleri de yoktur.
Luftwaffe'nin ilk yoğun hava akını 29 Mayıs 1940'ta olur. Dar liman şeridinde İngilizler yoğun Luftwaffe bombardımanına, Alman topçusunun ateşine ve iki günlük molanın ardından üzerlerine çullanan panzerlere karşı cesaretle savaşırlar. Alman avcı uçakları, çevrede İngiliz uçağı göremediklerinde ki bu sıklıkla olan bir şeydir, pike yapıp makineli tüfekleriyle kumsaldaki askerleri tararlar.
İzleyen dört gün boyunca Luftwaffe'nin sürekli akınları nedeniyle tahliye çok yavaş ilerler. RAF'ın savunma çabaları da Alman uçaklarının sayı üstünlüğü ve üslerinin görece daha yakın olması dolayısıyla daha uzun süre havada kalabilmeleri sonucu yeterince koruma sağlayamaz.
Karada bu can pazarı sürerken deniz de çok sakin değildir. Alman uçakları, kıyıya yanaşmaya çalışan ya da askerleri İngiltere'ye götürmek için denize yeniden açılan teknelere saldırmaktadırlar. Stukalar büyükçe teknelere bomba bırakmaktadırlar. Avcı uçakları dişlerine kestirdikleri motorlara, yatlara, diğer gemilerin güvertelerine makineli tüfekleriyle, 20 mm'lik toplarıyla saldırmaktadırlar. Altı İngiliz destroyerinin de aralarında olduğu irili ufaklı 230 dolayında tekne sulara gömülür. Sahile yanaşan ya da ayrılan tekneler, yüzen cesetlerin arasında geçmektedirler.
Dunkerque'deki askerlerin tahliyesi, “Dinamo Planı” (Operation Dynamo) olarak kodlanmış bir kurtarma operasyonu olarak isimlendirilmiştir. Bu operasyon, İkinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleştirilen en büyük deniz tahliyelerinden biri olarak tarihsel önem taşımaktadır.
2 Haziran 1940 gecesi İngilizler kıtadan ayrılır. Fransa'nın kuzeyinde direnmeye devam eden Fransız ordularının “kılıç artığı” da 4 Haziran 1940 günü teslim olur.
Fransa Seferi'nin birinci ayağının sonudur bu. Fransa'ya intikal eden İngiliz ordusu, Belçika ve Hollanda orduları ve 3 Fransız ordusu saf dışı bırakılmıştır. Almanya'nın insan kayıpları ise 10 bin ölü ve 50 bin yaralı ya da kayıptır.
Dunkerque tahliyesi sonunda 225 bin İngiliz ve Kanadalı, 120 bin Fransız askeri olmak üzere 345 bin asker, ölüm çemberinden kurtarılmıştır. Bu sayı Dunkerque'te kuşatılan müttefik askerlerinin yaklaşık olarak yüzde 80'idir. Tahliye edilenlerin çoğunluğunu İngiliz askerleri oluşturmuştur. Bazı Fransız esirler, tahliye sürecinde İngiliz askerlerin kendilerini terk ettiğine dair görüşler taşımış ve bu durum zaman zaman Fransız ile İngiliz askerler arasında gerginliklere neden olmuştur. Alman birlikleri, olası çatışmaları önlemek amacıyla Fransız ve İngiliz esirleri farklı yerlerde tutmuştur.[2] Yüze yakın tank ve bine yakın top da Dunkerque kumsallarında ya harap olmuştur ya da Almanlara terk edilmiştir.
Remove ads
Fransa Seferi'nde İkinci Ayak
Özetle
Bakış açısı


Fransa Seferi'nin ikinci ayağı 5 Haziran 1940'ta Almanların Manş tarafından güneye doğru yaptıkları saldırıyla başlar. Esasen üç ana kol üzerinden saldırmayı planlamışlardı: Fransa'nın batı topraklarından, Paris'in hemen doğusundan ve Maginot Hattı'nın gerisini yalayarak İsviçre sınırına. Doğal olarak her ana saldırı kolu da başlangıçta güneye doğru akacaktı. Ancak, Paris'in kuzeyindeki sert Fransız direnişi Almanların işlerini biraz güçleştiriyordu. Fransızlar zaman zaman zırhlı birlikleriyle karşı taarruzlara girişirlerse de pek başarılı olamazlar. General Maxime Weygand'ın tüm çabalarına karşın Fransızların cepheye sürebildikleri güçler, Alman kuvvetlerinden sayıca çok azdır.
General Weygand, doğu-batı doğrultusunda uzanan Somme ve Aisne nehirlerinin hemen gerisinde derinliği olan, Weygand Hattı olarak tarihe geçen bir savunma hattı oluşturur.
Almanlar, ilk iki gün ciddi bir Fransız direnişiyle karşılaşırlar. Ancak 7 Haziran 1940 günü Fransız savunması çöker. Almanlar, 9 Haziran'da Seine Nehri'ni de ciddi bir direnişle karşılaşmadan geçerler.
General Weygand'ın savaşla ilgili tüm umutları sönmüştür. 7 Haziran'da hükûmete barış görüşmelerine başlanmasını önerir. Gerçekten üç koldan saldıran Almanlar, yer yer sert direnişlerle karşılaşıyor olsalar bile cephedeki duruma tümüyle hakimdirler. Birkaç gün gecikmeyle de olsa harekât planlarını sürdürürler ve Fransızlar, son güçlerini de tüketirken cepheleri birbiri ardına çöker.
Almanlar 14 Haziran 1940'ta Paris'e girdiler. Paris, hasar görmemesi için Fransız askerleri tarafından direniş gösterilmeden boşaltılmıştır. 16 Haziran'da başbakan Paul Reynaud istifa etmiştir. Yeni kabineyi kuran mareşal Philippe Pétain, aynı gün Hitler'e mütareke talebini iletti. Hitler mütareke görüşmelerinin Compiègne Ormanı'nda, özel olarak istediği bir vagonda yapılmasında ısrar etmişti. Savaş, 22 Haziran'da imzalanan Fransa Antlaşması ile resmen sona ermiştir.
Bu vagon, Almanya ile Fransa arasında 11 Kasım 1918'de yapılan ateşkes antlaşmasını imzalandığı, Şark Ekspresi'nin 2.419 numaralı vagonudur. Fransızlar, I. Dünya Savaşı'nın ardından tarihi öneminden dolayı müzeye alınan söz konusu vagonu bulunduğu müzeden çıkarıp istenilen yere getirmişlerdir ve Hitler, mütareke görüşmelerini bu vagonda yapmıştır. Söz konusu vagon, daha sonra Almanya'ya götürüldü. 1945 yılında Almanya'nın teslim olmasından kısa bir süre önce bu vagon bir SS birliği tarafından imha edildi. Böylece Almanya ikinci defa bu tarihi vagonda anlaşma imzalama ihtimalinden kurtuldu.
Fransızlar 22 Haziran'da Almanya'nın koşullarını kabul ederek teslim olurlar ve ateşkes 25 Haziran günü 01:35'te yürürlüğe girer. Teslim şartlarına göre kuzey Fransa ve Manş Denizi kıyılarını oluşturan topraklar Almanya'ya bırakılacak, geri kalan güney toprakları işgal edilmeyecektir. Bu Fransa topraklarının yaklaşık olarak yüzde altmışıdır. Silahlı kuvvetler dağıtılacak ve silahları Almanlara teslim edilecekti. Deniz kuvvetleri de silahtan arındırılacak, Almanya ve İtalya'nın gözetiminde tutulacak, ancak her iki ülke de bu silahları herhangi bir çatışmada kullanmayacaktı.
Remove ads
Dış bağlantılar
- Gegen Briten und Franzosen (Als Soldaten Adolf Hitlers) ... Gegen Briten und Franzosen, Niemand bleibt zu Haus! 24 Ocak 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- Battlefield: 'Fall of France' 24 Ocak 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- Fransa'nın teslim töreni 24 Ekim 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- Hitler'in 23 Haziran 1940 tarihli Paris ziyareti 24 Ocak 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Wikimedia Commons'ta Fransa Muharebesi ile ilgili çoklu ortam belgeleri bulunur
Remove ads
Kaynakça
Wikiwand - on
Seamless Wikipedia browsing. On steroids.
Remove ads